5 Şubat 2011 Cumartesi

eh.. gecenin bu saati olmuş -ki sabahın desek daha doğru sanırım.. güneş doğdu lan!-, cem adrian dinlemişim. bir şeyler yazmak gerekliliği de depreşmiş içimde. o zaman ben yazarım arkadaş.


bunalımda değilim. kabullenmek gerekliliği her geçen gün daha ağır basıyor gibi. sanki. artık, yaşadığım durumun veya içinde bulunduğum zayıflığın tek sebebinin dayanılmaz aşk acısı değil de, -bana göre- ani olan ayrılığın içimde kalmışlığı olduğunu düşünüyorum. sabahına uyandığım her gün, bu fikir biraz daha yatıyor kafama ve kendimi çok daha iyi olmasa da daha iyi hissettiriyor. cidden. hâl böyleyken, daha iyi hissedebilecekken, neden kötü hissedeyim değil mi? eşek miyim ben :)

sana "halâ" aşık olup olmadığımı bilmiyorum. öyle sikindirik -silindirik değil- bi durumun içindeyim. birkaç hafta önce olsaydı sanırım halâ aşığım derdim. ama umduğum şey başıma geldi ve samsun'a gelmem işe yaradı. artık hakkında daha az düşünüp daha az kafa yoruyorum. daha az kafaya takıyorum. ve artık eminim ki, bundan sonra beni gördüğünde, dışarıdan fark edemesen de içimde çok farklı şeyler hisseden bir ben göreceksin. belki de görmeyeceksin. çok da sikimde gerçi. :)

hani bi avuntu tarzı vardır ya. dışarıya umurumda değil deyip içten kan ağlarsın. yok lan, valla öyle hissetmiyorum. çünkü ilk zamanlar öyle hissediyordum. uçurumdaki geceyi hatırlarsın. elinde fotoğraf albümü olan malum akşamı. heh o zaman öyle hissediyordum yani. kendimi bile kandırmaya çalışıp 'umurumda değilsin' imajı çekiyordum herkese her şeye.. ama şimdi öyle değil.

artık düşündüğüm tek şey, nasıl daha iyi olabileceğim. ve bunda samimiyim. yaklaşık 4 aydır falan ilk defa kendimden bu kadar eminim hatta.

ama ben de insanım ya bi yerde. "tekrar seni gördüğümde eski günlerime dönmemek umuduyla." diyorum. dahası da gelmez zaten elimden. ;)

17 Kasım 2010 Çarşamba

uzun zaman oldu sevgili blog.. yine sendeyim..

"deniz kabuğum kayboldu. hoşça kal sevgilim..

belki de en sona yazacağımı en başta yazdım. ne dersin? seni bilmiyorum ama, ben bittim.. hiç bu kadar tükenmiş hissetmemiştim kendimi. yorgun, bitkin, aç, susuz, ne kadar daha götünü yerden kaldıramayan sıfat varsa onları taşıyorum bu gece.. geceyi sabaha bağlayan saatlerde. belki de sen, için huzur dolu uyurken yatağında, ben, yine uyuyamadım.. korkma, bu sefer horlamadı birileri başımda, sadece birileri aklımı meşgul edecek şeyler yaptı. bütün geceyi uykusuz geçirtecek, canımı yakacak şeyler yaptı bu gece. sen bilirsin kim olduğunu, bu bir sır değil.. bilirsin, hiç sırrım olmadı sana karşı, belki de bu yüzden kaybettim bu sefer. çok önemsedim, çok değer verdim, herkesin gözünde "peşinde köpek" oldum. olmadığımı iddaa edemem. bundan utanacak da değilim. istedim çünkü. bir şeyler yoluna girsin, mutlu olalım istedim. boşa çektiğim kürekler binleri aştı. bu gece dank etti.. kıçı kırık bi' fotoğrafın bitirebildiği bir ilişkiye ağladım ben. haykıra haykıra göz yaşı döktüm insanların önünde.. bi tarafta ben ağladım, diğer tarafta sen duymadın.. duvarların öyle kalındı ki geçmişinden kalan, yıkmayı geçtim, ardından bile bakmak istemedin.. halbuki duyduğun sesler gerçekti, her duvarına çarptığımda çıkan.. her seferinde bir parçamı daha kaybettim. bu gece son parçamı, kalbimi kaybettim.. bir deniz kabuğunun içine, güvende olduğunu düşündüğüm tek yere, denize bırakmıştım onu.. kimsenin olmadığı sahilleri gezer, mutlu olur sanmıştım. hiç de dönüp bakmamıştım arkama, acaba nerede diye.. sahilleri gezmesini geçtim, açığa bile gidememiş benim deniz kabuğundaki kalbim. batıvermiş sığ denizlerin kayalıklarının dibine.

öyle ya sevgilim, tek geçerli kural şudur bildiğim, unuttuğum ama bu gece tekrar hatırladığım; kaçan kovalanır sevgilim, kovalanansa kaçar.. hiç değişmez.

o gece bana "sadece sarıl" dedin ya aynı yastığa baş koyduğumuzda.. ve çok değil "iki" gece sonra "aşık oldum" dedin ya birine.. ne bekledin benden.. ne yapsaydım bu gece.. cep telefonumun ekranında çıkan cümlelere mi inansaydım, yoksa daha iki gün önce yanıbaşımda kulağıma fısıldadıklarına mı.. yüz yüze değiliz ya, gözlerimin içine bakmıyordun ya, yazmak kolay mıydı "biz bittik" diye.. benden ayrılırsan seni öldürürüm dediğinde, senin benden ayrılacağını hiç düşünmüş müydün sevgilim.. ben yine öldüm, ortada bir ölü ve bir ayrılık vardı yine, dediğin gibi.. ölen yine bendim, ama giden sendin bu sefer..

bu gece ben de bittim sevgilim.. bu gece, inancım da bitti... "deniz kabuğum kayboldu.. gözyaşlarımdasın"

17.11.10 07:45 "

30 Ağustos 2010 Pazartesi

'Ne tuhaf değil mi? İçimi acıtan da sendin, Acımı dindirecek olan da..'