18 Haziran 2009 Perşembe


günün en duru ve sakin saatleri olan gündoğumu saatini seviyorum.

tıpkı mevsimlerin en serini ve en sadesi olan sonbaharı sevdiğim gibi...

ikisinin de ortak özelliği hiç ummadığım anda içimi titretiyor olmaları.

yoldan geçen birileri var. duyuyorum ayak seslerini. biryere yetişme telaşları adımlarının sıklığından belli.

kumruların sesini bastıran motorlu taşıt seslerini duymak üzücü günün bu saatinde.

güneşe bakamadım. eskiden olsaydı yapardım. çok yapardım çünkü o zamanlar. eskiden yani. alışıktı gözlerim.

ama şimdi olmadı. güneşe bakmayalı uzun zaman olmuş demek ki bu saatlerde. gözlerim kamaştı..

ama yine de güzel bir sabah. duru, sakin ve sessiz..

seviyorum bunu, evet..

Öğüt

derin bir nefes çek hayattan
hayattan aldıklarını cebinde sakla
sakla ki, yarınını gör
gördüklerin karşısında korkma
korkmadığını göster yarına
yarına umutla bakmayı dene
denemeden olmaz, bilirsin bunu
bunu da unutma, hatta yaz bir kenara
kenara itilme birileri yüzünden
yüzünden eksik olmasın neşen
neşeni çarçur etme, değmez, bilirsin
bilirsin zor hayat
hayatına yön ver
verme öyle herkese ruhunu
ruhunu teslim etme şeytana
şeytan pusuda
pusuda hayat
hayat zor
zor, acı..

yeni bir gün ışığı. yine mi demeli yoksa.
yaz geldi! bir kez daha farkına varmak ne acı..
fakat ayaklarım üşüyor.
izmir, otobüs, 15 saat..
sınav, 3 saat..
tekrar samsun, otobüs, yine 15 saat..
3 günlük zorlu maraton başladı.
yaklaşık mesafe 3000 kilometre.
koş babam koş..
22 haziran işe başlama zamanı, garsonluk, kötünün iyisi.
bir de sanırım reset çekme vakti geldi, kafaya?
şu sınavı bir atlatsak.
ne olacaksa olsun ama, geçsin artık yahu.
sıkıldım beklemekten.
yaz sonu için güzel sürprizlerim var kendime.
bir de yaz boyunca yıkılacak yeni duvarlar var.
yıkmak gerek.
sabretsem mi yeni bir şans için,
yoksa itsem mi elimin tersiyle emin olamadım.
birşeylerin kararını vermek zamanı geldiğinde
umarım arkasında duracağın kararlarım olur.
umarım.